Eskimeyen Eskiler…

Eskimeyen Eskiler…

Şimdiye kadar sizlerle hep oyunları farklı bakış açısı ile paylaşmaya çalıştım. Sadece oyunlar değil oyunların günümüzde hayatımıza kattıkları, kimi zaman çaldıkları, eğlencesi, heyecanı farklı dünyalarını, benim hayatımdaki yerlerini sizlere aktardım. Peki, benim en sevdiklerim hangileri oldu, hangileri hayatımda iz bıraktı derseniz, yüzlercesini burada kaleme alabilirim. Hiçbirine haksızlık yapmak istemem, ama hadi Ozan say bakalım dersen ilk aklıma gelenleri kâğıda karaladığımda bakın hangi isimler tozlu beynimin loblarından çıkıverdi;

 

Myth;  Commodore 64 zamanını hatırlayan okurlarımız varsa yaşlanmışınız demektir benim gibi J Şaka bir yana ilk akıllarına gelen o muhteşem midi müziği olabilir Myth’in.  Farklı mekân ve zaman dilimlerinin, mitolojik kahramanlarının olduğu aksiyondan aksiyona koştuğumuz Myth, arkasında barındırdığı hikâye, muhteşem müziği ve merak uyandıran mekânları ile benim için baş tacıdır. Yunan mitolojisinden, İskandinav ve mısır mitolojisine uzanan oyun uzayda bitiyordu. Her şeyden öte oyunu oynamasanız bile lütfen müziğini dinleyin, eminim bayılacaksınız.

 

Last Ninja 2; Commodore 64 kaset ile oyun oynadığımız, kafa ayarı yaptığımız dönemlerin en şaşalı oyunlarından biriydi Last Ninja 2. İzometrik ve dönemine göre hayli iyi grafikleri, aksiyon ve macerayı birleştiren oyun yapısı ve bazı bölümlerin sinir edici şekilde zor oluşu benim aklımda kalmasına yetti de arttı bile. Köpeği zehirlediğimiz bölüm hala içimi acıtır o ayrı.

 

Traps & Treasures;  Amiga 500’de oynadığım bu oyunu ve ismi hatırlayan var mı bilmiyorum ama o kadar çok seviyordum ki bu oyunu sanırım burada yazılarla anlatamam. Dalgaların sesiyle açılan oyunda platformlardan platformlara zıplayan şirin bir korsanı kontrol ediyorduk. İlerleyen bölümlerde öyle zorlaşıyordu ki bitiremediğim nadir oyunlardandır. Mutlaka deneyin ve deniz altında geçen bölümlerdeki müziğe de dikkat edin. Sanırım bir ara oyunu bitirsem benim de hayrıma olacak.

 

Another World; Amiga 500’ün belki de bir dönemi bitirip yeni oyun konseptlerine geçişi sağlayan oyunlarından biriydi Another World. Mistik havası ve diğer oyunlardan çok daha farklı grafik konsepti, hikâyesi ve sinematikleri ile kendimi dünyasına kaptırıp da oynadığım oyunların başında gelir. Oldukça yenilikçi bir sistemle hem oyun içine hem de aralara serpiştirdikleri bu sinematiklerdi zaten sizi içine çeken. Farklı jenerasyonlar için yenilenmiş ve mobil versiyonu çıkan Another World’u oynamayanlar için her platformda deneme şansı mevcut.

 

Sensible Soccer;  Amiga 500’ün hatta bana göre gelmiş geçmiş, platform bağımsız en zevkli futbol oyunudur. Kardeşim şu oyunda çaprazdan ilerleyip falsolu köşeye çaktığım gollerin zevkini başka hangi oyun verebilir. Grafikler sizi yanıltmasın. Mutlaka nostalji koleksiyonunuzda bulundurun.

 

Dediğim gibi bunlar benim ilk aklıma gelen ve bende iz bırakan, aklıma geldikçe gene aynı mutluluğu ve hazzı hissettiğim oyunlardı. Listem böyle akar gider ama bu köşem bana yetmez J, Karaladığım kâğıtta başka hangi oyunlar vardı derseniz onları da es geçmeden sıralayayım; Final Fantasy 7 ve 8, Half Life, Unreal Tournament, Winning Eleven (ilk playstation zamanından), Metal Gear Solid, Sanitarium ve tabi ki 9 senedir devam ettiğim World of Warcraft J

 

Bu oyunlar kimine göre artık geride kaldı ama bana göre hala günümüz birçok oyunun ilerisinde…