Bir aralar ne WOW’duk ama – World Of Warcraft

“Four years have passed…” ile başladı sözlerine; “The drums of war thunder once again.” diyerek bitirdi cümlesini Tyrande Whisperwind. 23 Kasım 2004 yılında böyle girdi hayatımıza, her şeyi değiştirdi, hepimizi değiştirdi;

 

Şimdi dikkatlice okuyun; aşağıda yazacaklarımın çoğu size o kadar tanıdık gelecek ki;

 

Askerliğini yaparken sırf World Of Warcraft oynayabilmek için izin almak. Ben zaten Paladin’dim bir önceki hayatımda da diyerek ırkını seçmek. Sinematikleri izlemek, bir daha izlemek, kulaklıkla izlemek, kulaklıksız sesi sonuna kadar açıp izlemek; sonra yerinden kalkarak “Budur işte ya” demek ve kendini bir kahraman gibi hissetmek. Düğünden bir önceki gece sabaha kadar Burning Legion genişleme paketi oynayarak göz altları mor bir şekilde sabahın köründe Zümrüt’e fotoğraf çektirmeye gitmek. Balayında Wow’dan bir arkadaşınızın sizi eşiniz ile karşılaması ve gittiğiniz şehri tanıtması. (Eşinizin dumur bakışları…) Baş Düşmanı ya da WOW diliyle Boss Fight’larda alınan galibiyet sonrası, ventrilo üzerinde “HELAL” bağrışmaları ve ulusa sesleniyormuşçasına klan liderinin yaptığı ucubik konuşmalar. Tüm grubun aylar boyu sadece internetten oynaması, konuşması kanka ve kardeş moduna girmesi ve ilk buluşmada “aaa sen o musun ya ben seni daha bir başka düşünmüştüm” demesi. Sabah ezanına kadar oynama, ezan ile beraber anne baba kalkmadan sanki çoktan yatmış havası yaratma çabaları. Savaşın tam en heyecanlı yerinde internetin kopması ile klavyenin uçan bacak ve bir haykırma ile kırılması, sonrasında şuursuzca yatağa gidilmesi. Klavye ya da mouse’un pilinin bitmesi ile gece ilerleyen saatlerde evde başka kalem pil bulamama ve hayata isyan etme… İşten tam 18:00’da çıkıp akşamki WOW buluşmasına koşturmaca. Eşlerin ya da kız arkadaşların “sen benimle mi çıkıyorsun WOW’la mı bir karar ver artık” demesi. Oyundaki bir eşya yüzünden yaşını başını almış erkeklerin söz dalaşmaları. Savaş sonrası ganimeti bir arkadaşınız kazanınca onu en içten kutlamak ama aslında içten içe kahrolmak, sinir olmak… Ventriloda bir kız oyuncunun sesini duyan herkesin bir an suspus olup donması, ardından özelden kıza yazmalar. Bilgisayar başında yemek yerken içeceğin ya da yemeğin dökülmesi ve ardından gelen küfür… Annenizin odaya girerek “YAŞIYOR musun” diye sorması. Babanızın odaya girerek “şimdi siz burada tam ne yapıyorsunuz” diyerek anlama çabası ama bir kelime bile etmeye zorlanarak “aman baba boşverrr” bakışlarımız. Derbi ile oyun aynı zamana denk geldiğinde TV ve monitör’ün yan yana konulması ile duyulan ultra haz! Tüm öğrenim hayatı boyunca yeri geldiğinde 2 sayfayı bile ezberlemeye üşenen bizlerin, WOW ile ilgili 670.000 bilgiyi en ince detayına kadar bülbül gibi şakıması : ).

 

Dünya tarihinin en büyük ücretli MMORPG oyunu. Yıllarımızı verdiğimiz, ama harcadığımız her saniyeye fazlası ile değen inanılmaz bir dünya. 4 büyük eklenti paketi ve 2013’te 8 milyon kayıtlı oynayanı ile hala dünyanın alanında 1 numarası. Seneler boyu size bu müthiş duyguları sizce başka ne yaşatabilir. Evet belki en büyüğü, en büyüklerinden biri ama genede sadece bir örnek, daha bunun gibi bize böylesi anları yaşatan binlerce oyun vardı ve var olacak…

 

Yaşasın OYUN OYNAMAK…

Bubble&Heartstone yaparak yazımı bitiriyorum….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir