Bir zamanlar Piksel Pikseldim!

Bir zamanlar Piksel Pikseldim!

1989’u hatırlayan var mı? Ben çok iyi hatırlıyorum. Ortaokula başladığım dönem. Çok mutluydum, ama yeni üniformam ile okula gideceğim için değil, babamın okul hediyesi olarak aldığı Commodore 64 için. Hala hatırlıyorum dün gibi; elimden tutarak Eminönü’ne götürmüş ve vitrini işaret ederek bana bilgisayarımı göstermişti.

 

Size, şimdi söylesem kulağınıza çok komik gelecek teknik özelliklerinden çok fazla bahsetmeyeceğim ama; 8 bitlik mikroişlemci, 64 KB Ram desem sanırım yeterli olur J. Rakamlara aldanmayın, bu bilgisayar zamanında ne destanlar çıkardı bilen bilir ve daha bu satırlarda bile eminim isimler bir bir gözlerinizin önünde canlanıyordur.

 

Bir kere oyunları bildiğiniz kasetten oynardık. Teybin okuyucu kafasını (bu da neyse), kasetin manyetik yüzeyindeki işareti yakalaması için sıkıp gevşetirdik tornavidayla. Pembemsi ekran yüzeyinde kayan girintili çıkıntılı iki adet siyah şeridi dümdüz hale getirene kadar gevşetir ya da sıkar, işte bu tam da oldu derken gene bozulur gene sıfırdan başlardık. Bu merasim her seferinde 20 – 25 dakika sürerdi. İşlem bunla bitse iyi hadi kafa ayarı tamam sonra da oyunun kasetten yüklenmesini beklerdik. Yani oyuna başlamamız 40 dakika. Bu yüzden o dönemin oyuncu çocukları bizler, günümüzün sabır taşları olup çıkıverdik.

 

Şimdi artık oyunlara geçebiliriz. Ben isimleri sayayım, benim gibi eski oyuncular şöyle bir eskileri yad ede dursun daha önce duymamış olanlar ise mutlaka araştırsın ve fırsatı olursa oynasın.

 

Myth; benim için çocukluğumun oyunu, müziklerinden hikayesine kadar mistik bir dünyada kahraman olmak için mutlaka deneyin, Turrican; zıpla&koş&vur&öldür felsefesinin ilk uygulayıcılarından, The Great Giana Sisters; bir Super Mario klonu J, Last Ninja serisi; izometrik olarak oynayabildiğiniz ve bir ninjayı yönettiğiniz efsane, Pacman; anlatmama gerek yok sanırım, Barbarian; hangi oyun kelle koparmada bu kadar zevk verebilirdi ki, Rick Dangerous; arkeoloğu yönettiğiniz başka bir platform oyunu daha, Nemesis; pikselli mi pikselli 2D uzay geminiz ile uzay macerası, Snoopy; başka bir platform oyunu daha, Green Beret; eminim hepiniz hatırlıyorsunuzdur bu askeri platformu,  Boulderdash; gerçek bir klasik, taşları yerinden oynatarak madenlerde elmas toplamaya kendinizi hazırlayın, River Raid; tarihin belki de en popüler oyunlarından ve günümüz never ending run oyunlarının atası, International Karate; 3 tekvando ustası aynı ekranda kapışmaya varsanız buyurun, Olympic Skier; sanal kayak yapmanın ilk versiyonu J, Zac McKracken; macera oyunlarının atası denemediyseniz mutlaka oynayın, Tetris; açıklama yazmıyorum bile, Donkey Kong; Nintendo uyarlaması ama hala çok zevkli, Double Dragon; arkadaşlarınızla beraber oynayabildiğiniz ilk oyunlardan, Maniac Mansion; devrim yaratan macera oyunu hala en favorim, Lemmings; bir kült ve efsane daha, sesleri bile kulağımda, Wings of Fury; Amerikan uçakları ile Japon bölgelerine saldırdığınız bir oyun, Buggy Boy; günümüz yarış oyunlarının grafiklerine aldanmayın bir de bunu deneyin, California Games; joystick kırdırtan yarışma oyunu, Defender of the Crown; strateji oyunlarının atası efsanesi, Emlyn Hughes International Soccer; PES ve Fifa’da neymiş kimse Emlyn Hughes’a kafa tutamaz, Grand Prix Circuit; bir başka yarış oyunu daha, Impossible Mission; Tom Cruise’ı piksel görmek istemez misiniz J, MicroProse Soccer; bir başka efsane futbol oyunu daha, Pirates; Jack Sparrow sen daha doğmamıştın bile, Shinobi; pıt pıt pıt elimizde yıldızlar önümüze gelen ninjayı cennete şutluyoruz; Summer Games; ikinci joystick kırma vakası oyunu, Usagi Yojimbo; tavşan ninja, Alice’inkinden biraz farklı…

 

Bunlar sadece benim hatırlayabildiklerim ve anılarımda kalan Commodore 64 oyunları. Kim bilir daha ne cevherler vardı. Lütfen fırsatınız olur ise bu dediğim oyunlara bir bakın, oynayın. Oynama şansınız yoksa da bir yerlerden videolarına görsellerine bakın. Günümüz oyunlarının nereden geldiğini o zaman anlayacaksınız. Bu oyunların zevki bir başka…